Uncategorized

6

Aylaklar bir Fellini filmi. Filim, bir İtalyan taşrasında işsiz ama şık beş gencin hikayesini anlatıyor. Zaman zaman bana eski Türk filimlerini, eski Türkiye’yi, çocukluğumu hatırlatan bir film oldu. Öyle ki bazı jestler, mimikler birebir eski Yeşilçam filmlerinde de var. Eski dünyanın artık geçmişte kaldığını hatırlatan şeylerden biri de karakterlerin masumluğu. Bugün, o zamanlar çocukluk diyebileceğimiz pek çok şeyi bugün bir güvenlik çemberinin içinden değerlendirip kalıcı olarak etiketliyoruz, ki biz bugün o sahneleri izlerken “peki ama” diyerek, irkilerek izliyoruz, bambaşka zamanlara ait olduklarını fark ederek. Çocukluğa, masumluğa, dostluğa bu çarçabuk dönüşlerden artık eser kalmadı. Filimde bana bunu düşündüren üç küçük hikaye oldu, ama burada bunları anlatırsam filimden ipucu vermiş olacağım, bulmak seyredecek olanlara kalsın.

Filim hakkında detaylı yorum okumak isteyenler için link.

Standart
Uncategorized

5

Tavsiye üzerine izledim. Senaryosu Pelin Esmer ve Barış Bıçakçı’nın. Bir şairin elinden çıktığından diyaloglar zaman zaman şiire kaçıyor. Bu da filmin artılarından. Yavaşça gelişen ve meraklandıran da bir hikayesi var. Sembollere ve göndermelere çok fazla dikkat etmemeye çalışarak, hikayeye odaklanarak izledim. Bu yüzden tekrar izliycem sanırım. Film sıkılmadan tekrar izlenecek kadar iyi. İyi filmler için benim ölçülerimden biri de bu.

Niye bu filmi bir yerlerde görmedik, okumadık; kimse bahsetmedi?

Standart
Uncategorized

4

MEETING JIM Ece Ger, 2018 –

Jim’le Tanışma bir belgesel. Jim, savaş sonrasında Edinburgh’a yerleşmiş bir Amerikalı. Dünyanın pek çok yerinde yaşamış, arkadaş edinmiş biri. Her yaşadığı yerde çevrsinde bir kültür halkası oluşmuş. Sosyal ve samimi kişiliği ile bu konuda pek zorlanmamış. Festivallerin, avangart hareketlerin, beat kuşağının içinde, ya destekleyici ya da kurucu olarak.

Kendine has bir hayat felsefesi var : ” Ben bir Dünya vatandaşıyım. Tüm insanlık tarihi bana ait, köklerlm bütün dünyayı sarıyor. Bence hepimiz birbirimizle tanışmalıyız. Ne de olsa hayatlarımız birbirine bağlı” Ve kendine insanları tanıştırmayı misyon edinmiş. Her hafta Paristeki evinde düzenlediği kalabalık yemeklerle de bunu gerçekleştirmeye devam ediyor.

Standart
Uncategorized

3

Kayıp Kız adından da anlaşılacağı üzere bir kayboluş hikayesi. Amy’nin kayboluşu en başından itibaren sıradan bir kayboluş hikayesi olmadığını hissettirir. Normal olmayan bir şeylerin varlığı hikayede çok güzel ima edilir. Rosamund Pike’ın oyunculuğu çok iyi.

Gelecek Günler’in ilginç bir sorusu var, elimizi kolumuzu bağlayıp bizi kıstlayan toplumsal rollerimizden sıyrılıp özgür kaldığımızda bu ne menem bir şey olur. Tüm bu bağlarından kurtulumuş halimizle artık biz kimiz? Paris’te bir felesefe öğretmeni olan Natalie bir gün bu soruyla karşı karşıya kalır. Kendi seçimi dışında özgürleşmek bir yalnızlık getirir. Filim irkiltici bir entelektüel çevre içinde geçiyor. Fakat böyle de yaşamanın bir şekilde mümkün olması onu itici olmaktan çıkarıyor.

Victoria 140 dakika tek plan çekilmiş bir film. Yönetmen ve oyuncular bu zor işin altından hikayeden de ödün vermeden başarıyla kalkıyorlar Bu yüzden Berlin’de 2015 en iyi görüntü yönetimi ödülünü almış. Bol ödüllü bir film. Hikaye Berlin’de garsonluk yaparak yaşayan bir kızın bar çıkışı 4 gençle tanışmasıyla başlıyor.

Bu seride filim kritiği yapmıyorum. Bu oldukça ciddi bir iş, yapan yapıyor. Sadece beğendiğim filimleri hikayeye çok girmeden paylaşmaya çalışıyorum. Filimleri imdb puanları 7,5 üzerinde olanlardan seçmeye çalışıyorum. Çoğunlukla bu puanlama beni yanıltmıyor. Beğenmediklerimi ise çok büyük hayal kırıklığı yaratmadıysa paylaşmıyorum.

Standart
Film

2

 

Mule sanırım bu sene seyrettiğim en iyi film. Bir kaç kez seyrettim. Tıkır tıkır işleyen bir senaryosu var. Her sahnesi filme hizmet ediyor. Filmin sonunda hem karakterler gelişiyor hem de sorgulanan adalet tatmin edici bir yanıt alıyor. Yaşlı Clint Eastwood başlarda galiba hasta, oldukça yorgun görünüyor fakat sonra toparlanıyor ve harika bir oyunculuk çıkarıyor. Netfilx’in iyilerinden.

Netflix’in bir diğer iyisi Lion. Gerçek bir hikayeden uyarlanmış. Film Hindistan’da ve Avusturalya’da geçen kısımlarıyla sanki iki ayrı film. Hindistan bölüm oldukça etkileyici, meraklı bir hikaye. Avusturalya kısmı ise bir o kadar sakin. Fakat bütün bunlara rağmen Nicole Kidman’ın unutulmaz bir cümlesi var. Sırf onun için bile seyredilir.

I care a lot ise Netfilx’in kötülerinden. Oldukça ilginç bir konuyu oldukça kötü bir şekilde işlemişler. Oyuncular ve konu başlangıçta merak uyandırıyor ama film bir saman alevi gibi bir türlü kendini toparlayamıyor. Olabilecek en kötü finalle, hiç bir orijinalliği olmadan, bir sürü çözülmemiş soruyla bitiyor. Vakit kaybı

Standart
Ailecek izlenebilecek, Film

1

Uzun bir süre sonra mubiye tekrar üye oldum. Gerçi netflixte hâlâ bir şeyler seyredip duruyorum ama insan biraz da kaliteli bir şeyler seyretmek istiyor. Netfilixin iyi film anlayışı Oscar kazanmış Hollywood filimleriyle sınırlı. Mubi Türkçe desteğini tekrar vermeye başladığında geri döneceğimi zannetmezdim. Pandeminin uzaması ve hayatlarımızda dizi ve filmin eskisinden fazla yer alıyor oluşu fikrimi değiştirdi. Umarım bir daha aynı yanlışa düşmezler.

Kardeşimle birlikte iki muhteşem Bergman filmi seyrettik: Kış Işığı ve Yaban Çilekleri. Bergan’ın 7. Mühür’ünü yıllar evvel seyretmeye kalkmıştım bir türlü bitirememiştim. Persona’da ise zorlandığımı hatırlıyorum. Film biter bitmez ekşiye bu film ne anlatıyor diye bakmıştım. Bu iki güzel filimden sonra Bergman sineması tekrar radarıma girdi. Bir insanın hayat hakkında bu kadar çok söyleyecek sözü olması şaşırtıcı.

Biraz evvel özel gösterimde olan Elveda Aşkım filmini seyrettim. Filmin puanı 8.8. Filmin bu kadar yüksek puan alması dikkatimi çekmişti. Film Afrikalı yönetmen Ekwa Msangi’nin, Anglo iç savaşından kaçan parçalanmış bir ailenin hikayesini anatıyor. Bir savaş filmi değil. Aradan yıllar geçtikten sonra New York’ta yaşayan baba ailesini yanına alıyor. Tanzanya’dan gelen anne ve kız kendilerini sadece yabancı bir ülkede bulmaz, senelerin ve mesafelerin yabacılaştırdığı bir babayı da bulurlar. Sonlara doğru biraz temposu düşse de 8.8 puanının hak eden, sıcak bir film.

 

 

 

Standart
Uncategorized

..

Atalet, artık günlerime hakim olan tek şey. Pek bir hedefi olmayan, akşamı sabah sabahı akşam yapan günler. Arada yapılacak beyannameler, girilecek evrakların sıkıntısı ve o sıkıntıyla yapılan işler var. Bir de saman alevi gibi gelip geçen, gayretiyle hevesiyle gelmeyen projeler. Bazen kayıp zamanın izine başalayıp romanda kaybolmak mesela. Bir roman ya da uzun bir öykü yazma fikri bile uğradı. hatta üç aşağı beş yukarı bölümleri kendiliğinden hazır olarak. Sıkı sıkıya yapıştığım tek uğraş var, o da forex. Bilmem niye yaklaşık iki senedir bu işten sıkılmadım. Belki onda her gün yeni bir şeyler bulmam, istikrarlı bir getirinin mümkün olup olmadığını bir türlü kestiremiyor oluşum. Zihnimin bir şeylerle meşgul olması lâzım. O yüzden bu işe harcadığım zamana acımıyorum.

Babamın gidişi üzerinden neredeyse üç hafta geçti. Sessizce gitti. Tek tesellimiz sıkıntılarının bitmiş olması ve bir de yanında oluşumuz. Elimizden daha fazlası gelmedi. Annem gibi soğuk bir kış günü gitti. Önce altımdan yer çekilmişti / Şimdi de üstümden gök çekildi/ Uğursuz bir rüzgar köklerimi söküp/ Karanlığın ve aydınlığın dışına bir yere savurdu.

Umarım her neredeyse huzur içindedir.

Standart
Uncategorized

..

Bugün gözüm, teyzeme, huzurevine giderken yolun kenarında telaşsızca, neşeyle uçuşan iki küçük beyaz kelebeğe ilişti. Hızla giden arabanı içinde, onları gördüğüm o kısa an sanki zaman yavaşladığı bir andı. Belki daha evvel bir çok kez gördüğüm bu şey bu sefer niye dikkatimi çekti?

Bana yol kenarına, bir ağaç altına ilişsem bütün bu hayhuyun içinde onları saatlerce izlermişim gibi geldi.

Şöyle bir şeydi:

Standart
Uncategorized

..

Yaşlı bakımı hakkında:

Bu yazıda evde hasta bakımı hakkında belki birilerinin işine yarar diye kendi tecrübelerimizden bir kaç şey paylaşacağım.

Babamın bir müddetir CRP si yüksek çıkıyor. Bize söylenen bunu bir akciğer sorunu olduğu. Bir müddettir su içtikten sonra öksürüyor. Yaşlılar suyun bir kısmını akciğere kaçırırmış. Boğazdaki deformasyon yüzünden sanırm yutkunma sorunu yaşıyorlar. Bu da akciğerlerinde enfeksiyona yol açıyor ve antibiyotik almak zorunda kalıyorlar. Babamda rutinleşen serum ve novasefin bize böbrek sorunu olarak dönmesi olasıydı.

Geçenlerde iğnecimiz, bir hastasında suya katıldığında onun kıvamını artıran, onu pelteleştiren bir toz gördüğünden bahsetti. İsmi bir türlü aklına gelmedi. Uzun süre eczanelerde bu ürünü aradım. Kimse bilmiyordu, artık böyle bir ürünün varlığından şüphe etmeye başladım. Nihayetinde telefonla konuştuğum bir eczacı hanım böyle bir kaç ürünün var olduğunu, ama telefonda bir marka ismi veremiyeceğini, doktorumuza danışmamızın daha doğru olacağını söyledi. Bugün bir huzur evinden bu ürünü bulabildik. Suya karıştırıldığı gibi çorbaya da karıştırılabiliyormuş. Sıvıyı pelte kıvamına getirip yutulmasını kolaylaştırıyor. Bu sayede su hem kolay yutuluyor hem de akciğelere kaçmıyor.

Ürünün adı thickenup, nestlenin bir ürünü,

116111158_568250137205715_917184423118698914_n

Bunu alın, bunu kullanın demiyorum. Muadilleri vardır, doktorunuza danışın. Söylemek istediğim hemen hemen bütün yaşlılarda yaşanan yutkunma zorluğu için böyle bir ürünün varlığı. Marka ismi veriyorum ki eczacıların ve doktorların çoğu bilmiyor.

Bahsetmek istediğim ikinci ürün yıkanabilir, emici ve koruyucu yatak örtüsü. Bizim çok işimize yaradı. Görebildiğim üç marka var: abso, abend ve caretex. Googledan 5 katlı yıkanabilir, emici ve koruyucu diye ararsanız bulabilirsiniz.

İşinize yarayacak bir diğer ürün hasta yatağı. Hareket zorluğunu yaşayan hastanın kaldırılıp işinin görülmesinde hastaya bakanlar ve yakınları için eğilerek iş yapmak geri dönüşsüz bel problemlerine yol açabilir. Bu yüzden asasörlü yataklar tuzlu olmalarına rağmen faydalı.

Çok okunur bir sayfa değil, kimsenin işine de yarar mı bilmiyorum. Ama bizim için hayati bir takım çözümleri belki birilerinin işine yarar diyerek yazıyorum. İlerde yeni bir şeyler aklıma gelirse yeni bir yazıya değil de bu yazının altına eklerim.

Okuyup kendi tecübelerini paylaşmak isteyen olursa memnun olurum.

 

 

 

 

Standart
Uncategorized

..

Babil’i başından beri seyrediyorum. Oldukça sert bir alt metni var. ‘Fakirler, güçsüzler her ne yaparlarsa yapsınlar zengin ve güçlülerin karşısında kaybetmeye mahkumdur’ Bugün Mr.Robot’u izlerken farkettim ki aynı alt metin orada da var. Bu kabul artık can sıkıcı şekilde hayatlarımıza sızdığından mıdır nedir artık dizilere de sızıyor. Gerçi böyle dizileri önümüze koydukları hal ile bizi sanki ilerki bölümlerinde bu iş değişecek beklentisine de sokuyorlar. Tabii şimdilik bir beklenti bu. 2000 lerin başında filizlenen komplo merakı da aynı düşünceden doğmuyor muydu. Gerçi orada bir kahraman, Polat Alemdar daha çocukça bir biçimde bu organize zengin ve güçlüleri cezalandırarak bir cevap vermeye çalışmıştı. Şimdi bu mesele gittikçe daha karanlık ve kompleks bir soru olarak ortada. Komplocular ise yeni bir new age din gibi taraftar toplamaya devam ediyor.

IMG_4523

Yeni bir kitaba başladım : Gümüş Güvercin. Oldukça yavaş okumayı planlıyorum. Akşamları yatmadan 5 6 sayfa. Beklediğimden oldukça yoğun bir anlatımı var. İlkin bu yorar şimdi diye düşündüm, ama alışıcam gibi. Konusu Rus mistisizmi üzerine. Bizimkiyle benzerlikler bulacağımı sanıyorum. Bakalım…

 

Bu arada inziva devam ediyor. Günler birbirine karıştı, yavaş yavaş haftanın sonu, başı, pzt. Sendromu anlamını yitiriyor. Şimdilik benim için son barikat ertelenen vergilerinin tekrar ertelenip ertelenmeyeceği sorusu. Eğer süresiz bir erteleme olursa alışık olduğum zaman kavramını tümden yitirecem sanırım.

Aslında üretmek için inziva işe yarar bir şey. Ama benim gibi bütün gün dizi izlerse insan o da bir şeye yaramaz herhalde. Bir şeyler düşünmek, yazmak için belki de Wittgenstein’ın ve Heidegger’in inzivaya çekildikleri evler gibi bir yerde olmalı insan.

images

wittgenstein’ın evi

 

Heidegger’ın evi

Aklımda uzun süredir felsefe üzerine bir şeyler yazmak vardı. Ama tereddütteydim. Herkesin bildiği şeyleri tekrar tekrar yazmak sıkıcı ve gereksiz olur, durduk yere göreve dönüşür diye düşünüyordum. Bir ara formül buldum gailba. Kısa kısa fragmanlar alıntılayıp onların üzerine fazla dağıtmadan yazmak. Kendim için de bir arşiv olacak. Böyle bir şeyi yapabilirim galiba.

Standart