Günden çıkanlar

..

Merdivende yavaşça kenara çekildim, yukardan gelen ayak sesleri beni fark ettiğinde arkamda bir yerlerde yavaşladı. Ufak bir çocuktu. Merdivende benim boşaltığım yerden geçip geçmeme konusunda tereddütlüydü. Onu cesaretlendirmek için “ Delikanlılar hızlı iner, sen geç” gibisinden gururunu okşayıcı ve cesaretlendirici bir iki laf ettim. “Bekleyebileceğini, acelesi olmadığını”, söyledi, ısrar ettim yanımdan geçti. Sessizce koşarak ineceğini, belki son iki basamağı atlayacağını, koşarak sokak kapısından çıkıp kaybolacağını zannettim. Babamı geçtikten sonra kapıya yapıştı, zaten zor açılan ağır kapıya omuzuyla yüklenip bizim için açıp geçmemizi bekledi. Babam “sağol” diyip kapıyı tutup onu yollamaya çalıştığında ısrar sırası ondaydı. Bizim için açık tuttuğu kapıyı bırakmaya niyeti yoktu. Önce babam, sonra ben geçtim. Çocuklarla nasıl iletişim kurulduğu hakkında pek fikrim olamadığından, “sağol delikanlı” deyip başını okşadım. Yanından geçerken dikkatlice baktım, ilkokula gidecek yaşlardaydı belli bir özelliği yoktu. Günün centilmeni oydu ve ünvanını kimseye kaptırmaya niyetli değildi.


Akşam eve dönerken annemi uzaktan fark ettik, eli kolu dolu bir halde birileriyle ayaküstü sohbet ediyordu. Torbaların çıkarılması için bizi kapıda bekliyordu. Kapıdan içeri girerken nerden çıktığını anlamayadığım şekilde sabahki çocuğu kapıyı açarken buldum. Gene küçük omuzuyla sert kapıya yaslanmış, kapıyı açık tutmaya çalışıyordu. Annemin paketlerine yapıştı. Bizim cılız itirazlarımıza rağmen annem gayet rahat bir şekilde torbalarını verdi. Biz arkasından hızlıca çıkmaya başladık “ikinci kata” diye seslenerek. Annemse arkamızdan “ekmek alınacak” diye seslendi. Torbaları kapıya bırakan çocuk bu sefer de ekmek almaya talip oldu. Annem “para verin, alsın” diye arkamızdan gülerek seslenirken bu sefer biz itiraz ettik. Teşekkür ettik ve sabahki gibi beceriksizce başını okşayıp nedenini bilmeden biraz mahçup eve girdik.

Reklamlar
Standart