Günden çıkanlar

Margaretayı Beklerken’e alternatif son :))

Kitabın sonuna boş bir kaç sayfa ayrılmış, dileyen alternatif bir son yazabilsin diye. Bizde kitabı kirletmeyelim ve üzerinde rahat oynayabilelim diye buraya yazalım dedik. Bu da bizim alternatif sonumuz :

“Hep derler akıntı burda kuvvetli, burdan denize girilmez” diye ekledi… Güneş, deniz, martılar, güneş… Gülyağı satan amcanın yanına bir de piyangocu geldi; selamlaştılar, selamlaştık.Toz, toprak, yol yorgunluğu.. Cağloğlu hamamı kaçta kapanır? Serinleten bir rüzgâr, deniz kokusu, güneş. Her şeyin başladığı yerdeyim.  İki küçük lavanta şişesi, sakalını neşeyle kaşıyan [karıştıran?] ihtiyar satıcı ve ikindi…

Konuşkan bir muavin, uzun bir yol, gece yolculuğu ….

(Pek avangard olmadı :))

Reklamlar
Standart
Kısa notlar

Margaretayı Beklerken

 

“Margareta’yı Beklerken” i okuyorum.  Kötü romanlar serisinden çıkmış. Bir rastlantı eseri “gittigidiyor” da buldum. Merak ettiğim bir kitaptı.

 Roman geçen hafta geldi. Yarım sayfalık bölümler. Kolay ve rahat okunan bir kitap. Şiirsel bir anlatımı, göndermeleri, kelime oyunları ile düz bir okumayı zorluyor. Belli bir konu yok; olay, düzenli diyolog yok. Bir sis perdesinin arkasında yaşanmışların yazarda bıraktığı tortu ile karşılaşıyoruz. Belli belirsiz değişen ortamlarda bir hayat hikayesi seziliyor. Bu belirsiz, flu resim insanın/okuyucunun kendi geçmişi ile bağ kurmasını sağlıyor.

Çoğunlukla yazarın  birinci ağızdan anlatıkları var. Anlatıkları ise yazarın kendi hâlleri, hissetikleri, olayların onda düşündürdükleri (? bir dönemin ruh hâli mi yoksa?) ve nedense hep tanıdık, hep yakın.

Yazarla yaptığımız bir sohbette “tuğla kitaplara inat, bir kasiyer kızın da okuyabileceği bir kitap” yazmak istediğini söylemişti. Kitap ise lisansüstü öğrencilere okutulan bir kitap olmuş daha sonraları. Ünlü bir yayınevinde basılıp, tanıtılabilse belki kasiyer kızlara da ulaşabilirdi.

En etkili bölümü bir sokak köpeğine yazılan mektup. En çok o bölümden hoşlandık. 

Aile ile yapılan bir gezme ile başlayan roman, anneye yazılan bir mektupla bitiyor. En sonda (savaşlarda) dehşetle çocıklarını seyreden anne babalar eklemiş sanki terbiyenin medeniyetle ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkisini düşündürmek/karşılaştırmak ister gibi.  Sonuç net değil, iyimser ve kötümser iki sonuç var. Bu sonuçları beğenmeyen ya da hayali geniş okuyucu için alternatif sonları yazabileceği, boş dört- beş sayfa sona eklenmiş.

http://www.rifatsahiner.com/yazilar.html

Standart