Hasar tespiti, Hatıralar, Hayal meyal, Hikayeler, Şifa niyetine

Bu postu yollayıp yollamama konusunda karasız kaldım, ama sonra madem yazdım… Biraz karamsar baştan söylemesi…

Çoğu zaman merak ediyorum zihnim bunca uğraşın sonucunda teskin olacak mı? Zannetmiyorum. En azından bütün sıkıntıların çaresi olmayacak, bunu bilecek kadar büyüdüm. Belki bütün bu uğraşlar bir kaç karanlık köşeyi aydınlatıp, bir kaç dağınık çekmeceyi düzeltmede bir işe yarayacak, hepsi o.

Çocukken, Fatih’te, hastalığım yüzünden sokağa çıkmamız yasaklandığında nasıl tepki verdiğimizi hatırlarım. Kardeşimle kapıdan kaçmaya çalışmıştık. Annem bir kaleci gibi kapıya mevzi almış bizi kapıdan uzak tutmuştu. Sonra? alıştık işte, Camus’nun, galiba “Yabancı” da yazdığı bir söz vardı; hapse düşen birinin ağzından “İnsan alışıyor, İnsan bir ağaç kavuğunda yaşamaya bile alışır” mealinde bir sözdü. İnsanı yabanileştiren uzun bir inzivaydı bu, çok uzun. Uzun süren hastalıkların sersemleştirdiği. Üniversitede, bir okul çevresinin içine düştüğümde insanlar nasıl selamlaşıyor, nasıl ayrılıyor diye bakıp taklit etmeye uğraşırdım.  Normalleşmeye başladıktan sonra, beni 3-4 yıllığına tekrar eve kapatan hastalığın ardından, bir yılbaşı akşamı kardeşimle beraber gittiğimiz bir yemekte “Nasılsın?” sorusuna “Sağol, iyiyim, sen nasılsın?” , diye cevap verememek ise yabaninin geri döndüğüne işaretti.

Sonra, Fatih’ten Bakırköy’e taşındığımızda sokağa çıkma yasağımız kısa süreliğine kalktı, bir kaç hafta ya da ay, artık tam hatırlamıyorum. Top oynayan çocukların arasında karışmam, kısa süreli koşturmam ki pek gücüm yoktu, sonra annemin gelip endişeyle beni seyretmesi, oyundan çıkıp kenardan seyretmem. Bazen düşünüyorum bu kadar çok dağılmanın arkasında galiba sadece “yapmak”  var , yani önüme gelen her şey sanki bana yapamazsın dediği için durup, tüm işimi gücümü bırakıp onu yapmaya çalışıyorum. Yapamamak bir kafes gibi, tanıdık bir duvar. Bunlardan en enteresanı ney oldu. Ney üflemekte en zoru sesi çıkarmaktır dendi, 2-3 ay uğraşıp sesi çıkardım ve bıraktım. Bir daha elime almadım. Yapabileceğime aklım kesmişti, sonra bir ara geri kalan kısmını da yapardım. Nelerle uğraşıp bırakmadım, şimdi aklıma gelenler – satranç, yağlı boya resim, mandolin/gitar çalmak, tai chi, reiki, astronomi, borsa, piyano, web sayfası yapmak, ney üflemek, apps yapmak, kitap çevirmek- hiç birini doğru dürüst yapacak kadar sebat edemedim ya da vaktim yoktu bilmiyorum yahut maksat sadece yapıp yapamayacağımı anlamaktı. Peşini bırakmadığım bir iki şey de var çok şükür bu hobi mezarlığında- boşuna uğraşmadığımı söyleyen bir kaç teselli.

Reklamlar
Standart