Uncategorized

3

Bugün on birde kalktım. Yemek yemek on ikiyi buldu.

Bugün aynı zamanda temizlik günümüz. A. temizlik için geldi. Bir aydan fazla tatildeydi. Beklediğimizin aksine ev öyle batmadı. En fazla salonda birkaç koltuğun üzerinde gömlekler, pantalonlar evi biraz karışık gösteriyor. Ütülenmiş gömlekler tükendi. Biraz daha geçse ütüye de girerdik. Ara sıra çamaşır yıkıyoruz. Yemekleri ben yapıyorum, youtubedan öğrendiğim kadar. Daha çok baklagil, kufasulye, mercimek vs. Bazen D. geliyor, o bir şeyler yapıyor. Tariflere pek aldırmıyor, her şeyi bir arada pişirdiği için onun yemeklerini füzyon mutfağı diye isimlendirdim, füzyon mutfağının ne olduğunu bilmeden. Akşama makarna yapıcam. İki gündür türlü yiyoruz ve hâlâ bitmedi. Bir değişiklik olur.

Akşamdan beri kombiyi kısık da olsa yakıyoruz. Bir ara uzun gömlekleri, süeterleri, hırkaları çıkarmamız lâzım. Yatak odasına girmek, gardrobu karıştırmak hiç içimden gelmiyor. Belki hâlâ annemin özel alanıymış gibi geliyordur, bilemiyorum. Şimdilerde yatağın üzerinde koca bir çamaşır kurutma kollarını açmış vaziyette. Mutfakta kalması için ısrar ettim ama kaşla göz arasında götürmüşler. Mutfağı da daraltıyordu, bu yüzden ses çıkarmadım fazla.

Bruce Wills’in 5. Element filminin meşhur bir şarkılı sahnesi vardı. Yıllar önce seyrettiğimde bu şarkıyı kimin söylediğini merak etmiştim. O zamanlar internet, youtube yoktu, şimdi olsa bulmak çok kolay. 95-96 dan bahsediyorum. Bende söyleyen Sarah Brightman’dır diye bir kasedini almıştım. İşyerinde, İstanbul Çarşısındaki handaki küçük odada epeyi dinlemiştik.

Geçenlerde Bocelli’yle söyledikleri “time to say godbay”i bir kez daha dinledim. Sonra arka arkaya birkaç kez daha 🙂 paylaşayım :

Brightman 1,55 de durduk yerde bir atarlanıyor, muhtemelen bir oktav tize çıkıyor, “yemekte selamlaştığın sarışın kimdi” der gibi sanırsın bir aile kavgasının içindesin, Bocelli efendiliğini bozmuyor sakin sakin anlatıyor. Gerçi o da atarlanıyor ama efendiliğinden taviz vermiyor. Şarkı ikisininde sesini yükselttiği bir yerde bitiyor, tam bir aile dramı. Aynı şarkıyı yeni çekilmiş bir videoda tekrar söylüyorlar. Bocelli’nin saçlar beyazlamış, Brightman’ın sesi biraz gitmiş gibi. Ama hâlâ atardan taviz vermiyor.

Reklamlar
Standart
Uncategorized

2

Bugün geç kaldım. Gün balkabağına dönmeden yazımı yetiştireyim.

Sabah erken kalktım. Genelde geç yatığım için geç kalkıyorum. Gece neden bilmiyorum uyuyamadım. Fakat gün içinde pek uykusuzluk hissetmedim. Dönüşte şoför arabayı odlukça kötü kullanıyordu. Frene hep son anda basıyordu ve bizde ister istemez öne savruluyorduk. O yüzden dönüşte de uyuyamadım. Genelde Bakırköy’e yaklaşırken sahilde trafik yoğunlaşır ve adım adım gideriz. Ben de bu arada onbeş-yirmi dakika uyuma fırsatı bulurdum. Yolda twitter’a face baktığımdan ekstra bir baş ağrısı promosyon olarak geldi. Neyse ki yağmura yakalanmadık. Bütün gün hava yağacakmış gibi kapalıydı.

Dün youtube’da amaçsız dolaşırken bu videoya rastladım.

 

40 yıl olmuş. Şaka gibi. Bunlarla yaşlandık. Hepsi güzel yaşlanmış. Dinçler, akılları başlarında ve neşeliler. Amcalar Anadolu’da bir köy kahvesine girse Almancı muamelesine tabi tutulup, dayı siz kimlerdensiniz denir J Bugünlerde galiba yaşlılık ve sorunlarıyla devamlı karşılaştığımızdan dikkatimi bu çekti. Hızlı hızlı baktım. Şarkılar güzel, eski neşelerini koruyorlar. Eurovison kazanıp da meşhur olmuşlar vikide öyle yazıyor. Ben hatırlayamadım. Aklıma Led Zeppelin’in şu videosu geldi, bu gözle tekrar baktım.

Robert Plant huysuz ihtiyar olmuş o belli. Jimmy Page keyifli, Abba üyeleri gibi neşeli. Hepsi hâla faal. Page eskisi gibi çalıyor. Plant’in sesi gitmiş. Belki keyifsizliği ondan. Yeni yetmelere tüm hoşgörüsünü göstermek isteyen, ama yine de bir şeylerden memnun olamayan bir hâli var. Bu arada şarkı müthiş.

Neyse şarkılar bize bir şey söyler gibi. Nasıl yaşlanmak istediğimi biliyorum, becerebilir miyim onu bilmiyorum.

 

Standart
Uncategorized

1

Emir büyük yerden geldi, taa yukarıdan; hemşiremiz, kardeşimiz, komşumuz macestelerinden… Emir demiri keser. Bir aksilik olmazsa yirmi bir günlük bir yazı dizisi olacak. O halde öncelikle selamımızı verip işe başlayalım, yolumuz uzun.

 

https://www.youtube.com/watch?v=rYuTKAOPc9c

 

İçerik serbest olduğu için işi gevezeliğe dökmeyi düşünüyorum. Motivasyon amaçlı Queen’in bir konserini açtım, words’ün A4 ünün başına çörekledim.

Uzun süredir yapmayı düşündüğüm bir proje vardı: İos için bir app yapmayı düşünüyordum. Daha evvel 4-5 sene evvel bir tane yapmıştım. Fakat yapmayı düşündüğüm şey biraz oyuncaklı bir şeydi. Muhtemelen kod yazmayı öğrenmem gerekecekti. Bu da nereden baksan bir iki sene tutardı. Ara bir çözüm buldum. Yapmayı düşündüğüm şeye yakın appsleri araştırdım. Bunları yapanlardan birine email attım, gidip gidemediğinden emin değildim, mail adresinden emin olamadım.  Ertesi gün mail geldi, bir telefon numarası vardı. Mümkünse bu konu hakkında detaylı konuşmak istiyordu. Vakit geçirmeden aradım. Olumlu bir görüşme oldu, aklımdakileri anlatabildim. Olursa iyi bir şey olacak, nedense şimdiye kadar kimsenin aklına gelmemiş. Bittiğinde içeriğini de paylaşırım.

Yaz Heidegger’le geçti. Bizim kitap kulübü okumak için Varlık ve Zaman’ı seçti. Hazirandan beri etrafında dolaşıyorum. Kadir Çüçen’in Varlık ve Zaman hakkında yazdığı kitap bitti gibi. İki bölüm kaldı, ama önemli bölümler onları da okuycam. Epeyi oyalandığım için esas kitaba geçtim. Kaan H. Ökten hocanın çevirisin okuyorum, Aziz Yardımlı’nın çevirisine cesaret edemedim. Aziz beyin öztürkçe kullanma konusunda bayağı bir ünü var. Ama ilerde illa okuycam. Üç ay okudun anlat bakalım dense anlatacağım çok bir şey yok. Felsefe metinlerinin, büyük filozofların böyle bir etkisi var. Okurken anladım gibi geliyor, sonra bakıyorsun birbiriyle bağları henüz kurulmamış fikirler var elinde. Epeyi seni kumsalda dolaştırıyor. Unuttum diye düşünmeye başlıyorsun o arada bileklerine kadar suya girdiğini fark ediyorsun, belki ilerde dizlerine kadar. Felsefe okumalarının böyle garip bir yanı var. Tohumların yeşermesi, bir bahçeye dönmesi vakit alıyor. Tabii toprağında iyi olması lazım. Henüz benim gibi Hegel’le Kant’la ilgilenmeye vakit bulamamışların debelenmesi uzun sürüyor.

Neyse bugünlük bu kadar. Bütün konuları bir günde bitirmeyelim

 

 

 

 

Standart