Uncategorized

..

Garip bir yaştayım. Arkadaşlarım ya kitap yazıyor ya da blog. Bana da okumak düşüyor.

Son dönemde geceleri bir boşluk oluştu. Bende onu, kitap okumak için değerlendirdim. İlk Ayşe’nin Konig’iyle başladım. Kitap akşam bitti. Sonu başından belli olsa da bir hikayeyi takip etmek, gün dışına çıkıp başka bir dünyaya girmek bana iyi geldi. Çocukluğumuzdaki arkası yarınlar gibi. Roman ya da hikaye okumayalı epeyi olmuş. Kısaca söylemek gerekirse kitabı beğendim. Bende siyah beyaz sessiz filmlerden birini izliyormuşum hissi uyandırdı. Hatta karakterler bile o filmlere çok uygundu. Okuyanı yormayan, bir çırpıda okunabilecek bir kitaptı ama ben sanırım bir ayda okudum.

Onunla beraber Meltem Gürle’nin Kırmızı Kazak’ını okuyorum. Her akşam bir bölüm. Bu nefis yazıların bazılarını gazetedeki köşesinde okumuştum. Uslubunu sevdiğim yazarlardan.

Şimdi gene bir arkadaşın, Nagihan’ın hikaye kitabına başlıyacağım. Onu da yavaş yavaş, akşamları keyifle okumayı düşünüyorum.

Kendi adıma kitap yazmayı hiç düşünmedim. Basmak, yayınevi vs büyük iş gibi geldi bana hep.  Zaten geniş kitleleri ilgilendiren bir şeyler yazmıyorum. Niye yazıyorum onu da pek bilmiyorum. Birkaç sadık okuyucu, aradığım sorulara cevap bulmak, onları tartışabilmek, doğru yolda olduğumu bilmek bana yeter gibi geliyor. Neyse

*

Hafta sonları felsefe grubunun ödevlerini okumakla geçiyor. Bir ay kadar ara verdiğimiz dersler bu hafta başlar sanırım. Dilthey’e gelmiştik. Epeyi bir süre burada kalırız sanırım.

*

Doktoru bir kafede bekliyorum. Önümdeki masada galiba daha evvel bir vesile ile tanışmış ama ilk kez yüz yüze gelmiş bir çift var. Kız, ben kafeye girdiğimde oradaydı. Belli ki erken gelmişti. Kumaş pantalonu birkaç kez ütülenmiş gibiydi. Şık bir ceketi vardı. İki dirhem bir çekirdek gelmişti buluşmaya. Çocuk biraz evvel geldi, kirli sakallı ve kotlu. Üzerinde de  ne yazdığını bir türlü okuyamadığım  mavi bir tişört. Gayri ihtiyarı olası bir ilişkiyi kimin sırtlamak zorunda kalacağının daha şimdiden belli olduğunu düşündüm. Sonra da bunun çok çabuk verilmiş bir ön yargı olduğunu, belki de böyle olmayacağını, giyim kuşam üzerine (Meadçı tavır alma üzerinden) düşünmemin zorlama bir yorum olacağını. Açıkçası bilemiyorum. Bir ara “kendine ihtimam göstermek başkasına gösterilmiş ihtimamdır aynı zamanda” diye boyumdan büyük bir laf etmiştim. Şimdi söyleyebileceğim bunun gerek şart olduğu ama yeter olmadığı. Pekala narsistik bir kişilik de olabileceği. Neyse..

 

Standart

..” üzerine 6 yorum

  1. Meltem Gürle’nin Kırmızı Kazak’ını çok severek okumuş, çok kişiye de tavsiye etmiştim. Birçok şeyi (konu, kişi, duygu, fikir) buluşturan yazılar hissi vermişti bana. Güzel okumalar..

  2. Yazınızı dün okudum ve düşündüm ama aceleye getirmek istemedim yorumumu. Ben de öyle bir yaşa geldim ki, inandığım tüm değerler ve kavramlar ayaklarımın altından kaymaya başladı ve kendime tutunacak yeni kavramlar bulabilmek için, kelimelere sarıldım bu karmaşada. Yazmak ve okumak ama en çok da düşünmek. Bazen düşünmekten yoruluyorum, hiç düşünememenin yani cahilliğin mutluluğunu düşünüyorum bu sefer de..
    Felsefe grubunuz sadece online ortam mı yoksa arada yüzyüze de buluşuluyor mu, merak ettim. İnan bazen diğer insanların varlığına da beş duyusuyla inanmak istiyor.
    Bahsettiğiniz sahneye ben de defalarca denk geldim. Hatta birinde başıma da geldi 🙂 Genelde ikinci buluşma olmuyor öyle durumlarda çünü şu evrende aşk her tür karşıtlığı kaldırıyor (zengin/fakir, uzun/kısa, neşeli/somurtkan.. niceleri) ama kendine önem vermeyeni, boşvereni “bu bana hiç değer vermez” diyerek en baştan olasılıklar defterinden çıkartıyor.. Doğal seleksiyon…

    • Felsefenin, bilgeliğin kapısına gelmişsiniz. Sokrates in diyaloglarında yapmaya çalıştığı şey tam da bu. İnsanların kavramlar üzerinde sahip olduklarını zannettikleri kesinlik dugusundan uyandırıp onları sorgulamaya yöneltmek.

      Felsefe grubu online bir grup. Her pazar akşamı saat 11 le 12 arası skype üzerinden. Gadamer ın Hakikat ve Yöntem ini okuyoruz. Hocamız Amerikada tezini yazan bir felsefeci. Detaylarını faceden yazarım.

      Dün tam da bu konu üzerine bir tweet gördüm. Birisi iyi giyindigimde, makyaj yaptıgımda erkekler bana daha saygılı ve kibar oluyor diye şikayette bullunmuş. Murat Önderman hoca şöyle yanıtlamış “bireyselleşmiş ve daha özgüvenli bulduklarından, daha güzel bulduklarından değil demiş.” Sanırım tavır alma burada işliyor. Daha özgüvenli biri karşısında ona göre tavır alıyoruz.

      Selamlar, sevgiler

  3. Kitabı duymamıştım. Bazen bende kitap yazsam diyorum ama sonra vazgeçiyorum. Belki notlarımı bir gün birleştiririm.
    Bu arada mail abonelik butonu koyarsanız daha rahat takip edebiliriz:)

    • Merhaba Beyda hanım, kitap yazma işi bana da zor geliyor. Blog bu yüzden daha rahat.

      Mail abonelik butonu nasıl konuyorum bilmiyorum. Bir araştırayım, bulabilirsem koyarım. Teşekkürler selamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s