Uncategorized

..

Sonunda peşin vergi ve kdv bitti. Bu sene nedense çok sıkıştık. Peşin vergiyi uzatmalarına rağmen iş son güne kadar bitmedi. Dışarıda yaptığımız işlerden kdv ye vakit kalmadı. Geçen cumartesi, pazar  A. ile iş yerindeydik, çalıştık. Uzun seneler aynı işi yapmanın verdiği bıkkınlığı zorda olsa atıyorum gibi. Staja başladığım 91 den beri hep aynı rutin, kolay değil. Galiba yirmi beş seneyi bu sene tamamlıyorum. Gene de iş benim için önemli, sağlığım müsade ederse bir on sene daha çalışmayı düşünüyorum, belki daha fazla. D. gibi home ofisi kıvıramam, salarım. Onun için bana evden ayrı bir büro lazım. Bir şey kazandırmasa da iş, insanın hayatını düzenliyor; en azından kişisel bakım, uyku, yemek düzene giriyor. Bir de tabii benim mormallik mücadelemin göstergesi. Normal neyse artık:) Fuko’nun dediği gibi belki de kurgudan ibarettir, kim bilir. Belki de stres bağımlılığıdır. Her neyse ekmek parası için çalışmaya devam.

*

tumblr_op293da40h1rza70io1_1280

Bu resim 1940 larda Akaretler yokuşundaki CHP binası. Çok önceleri bir yerden bulmuş arşivlemişim. Geçenlerde twitterda tekrar karşıma çıktı Bu yokuştan çocukken 70 lerde (ve 80 lerin başında) çok çıktım. Teyzemlerin evi resimdeki binanın tam karşısında, yolun öbür tarafında üçüncü kattaydı. Merdivenleri ahşaptı diye hatırlıyorum. Yüksek tavanlı bir evdi. Arkada iki oda vardı. Kapıdan girildiğinde geniş bir holü vardı ki yanılmıyorsam orada yemek masası ve bir de antika görünümlü büyükçe bir dolap bulunurdu. Sokağa bakan ön tarafta büyükçe salonla, bir küçük oda vardı. Küçük oda bir yatak odası takımı alacak büyüklükteydi. Ön taraftaki salonun zemini muşambaydı., kardeşimle yere oturur kendi etrafımızda dönerdik, başımız pek dönmezdi. Resimdeki kadar tenha olmasa da o yıllarda yine de tenhaydı. Babamla ayak altında dolaşmayalım diye Yıldız Sarayına doğru yürüyüş yapardık, bazen Dolmabahçe’ye doğru. Orada bir sirk vardı galiba. Beşiktaş o zamanlar bir cumartesileri kalabalık olurdu, o da cumartesi pazarı olduğundan. Bazen anneannemle alışverişe gider, dönüşte küçük çömleklere yapılmış yoğurtlardan alırdık. Anneannem bayramlarda tatar böreği ve revani yapardı diye hatırlıyorum. Sık sık Yahya Efendiye gittiğini söylerdi. O yıllarda bizim gittiğimizi hiç hatırlamıyorum. Belki de unutmuşumdur. Aşağıda hatırladığım antika bahçe mobilyası satan, ama hiç açık olduğunu hatırlamadığını bir dükkan vardı. Ağır metal sandalye ve masaların bulunduğu bu küçük dükkanın camları hep tozluydu. Ondan biraz aşağıda ya da yukarıda bir yatır vardı. Gece karanıkta Bakırköy’e dönerken önünden geçerken annem durur dua okurdu. Devamlı mum yanardı. Bunun gibi bir yatır da Sirkeci’de vardı. Gece bazen ikisinin önünden geçerdik, annem ikisinin önünde durur dua ederdi. Sirkeci’dekinde de mum yanardı, bir hanın alt katı mıydı ne, karanlık- ürkütücü bir yerdi. O an ürperir oradan geçtikten sonra unuturduk. Sirkeci’de trene bindiğimizde ferah aydınlık sakin bir geceye dönerdi gün.

*

Tutar mı bilmiyorum yeni alışkanlıklar kazanmaya çalışıyorum: İş yerinde iş olmadığı günlerde 15.50 ile 17 arasında günde bir saat kitap okumak. Niye 15.50 ? 10 dakikasını egzersize ayırmak için. Ufak tefek hareketler işte. Telefonu kurdum, bir kaç okuma müziği ayarladım. Kulağa çok iyimser geliyor evet, bir deneyiceğim, ya tutarsa. Bunun dışında internet üzerinden bir iki kursa yazılmayı düşünüyorum. Bahar gelirse böyle gece.

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s