Uncategorized

8. Gün

Sabah kahvaltı yaparken babamın ilaçlarının azaldığını hatırladım. İşe gelmeden evvel altımızdaki eczaneye girdik. Her sabah selamlaştığımız eczacıdan babamın başka ilaçlarının da bitip bitmediğini kontrol ettirip sağlık ocağına gittik. Mide ilacı ve kolestrol ilacını da alabilirmişiz.

Epeyi oluyor, belki 8-9 sene, evimizin yanındaki Halk bankası taşındı. Bizimkiler duyunca üzüldüler. Maaşlarını oradan alıyorlardı. Bir müddet boş kaldıktan sonra bankanın altına 101 açıldı, üstü de sağlık ocağı oldu. Sağlık ocağı yanımıza gelince altımızdaki manav kapandı eczane açıldı. Tam karşısına ve biraz ilerisine de iki eczane birden açıldı.   Boşuna dememişler Allah bir kapıyı kaparsa bir diğerini açar diye 🙂

Dün ayak ısıtıcısını işe götürmüştük, elektrikli soba yerine. Yangın merdiveni kapısını açıp çalıştırdık, öyle pek kokmadı. Elektrik sobası meselesini de çözdük sanırm.

Taksideyken teyzem aradı ve papağanı sordu. Aklımdan tamamen uçup gitmiş. Bazen böyle oluyor, nereden bulacağını düşünürken günlük hay huy içinde araya bir şeyler giriyor, konuyu unutup gidiyorum. Papağan? Bu papağan dışarıda kuvvetli bir ses olduğunda kendiliğinden öten, söylenen şeyleri ezberleyip tekrar eden bir oyuncak. Annem son senelerinde böyle şeylere merak salmıştı. Karşılıklı öten muhabbet kuşları, uzun süre müzik çalabilen ışıkları yanıp sönen bir minübüs, kasapta görüp aldığı bir koyun vs evde büfelerin, televizyonların üzerini işgal ederdi. Kendine alınca bir müddet sonra dayanamaz gidip aynısından bir de teyzeme alırdı. İşte bu papağan annemin teyzeme aldığı papağan. Hatırlıyorum aldığı yerde bulamamış taksiyle internetten bulduğumuz Güngören’deki bir oyuncakçıya almak için gitmişti.

Teyzemler huzurevine yerleşince bu oyuncakları da biblo niyetine götürüp televizyonlarının altına koymuşlar. Sanırım orda çalışanlardan birinin küçük çocuğunun hoşuna gitti, teyzemde ona bir tane alacağına söz verdi. Neyse papağanı internetten buldum da sipariş verdim, artık haftaya gelir.

Günün youtube’u Münip Utandı. Sakin sakin okuyan, kendinden emin bir ses. Bağırarak şarkı söyleme modası vardı bir aralar: Adnan Şenses, Muazzez Abacı ve tabi Bülent Ersoy hatta Ebru Gündeş. Melihat Gülses’le başlayan bu sakin okuma, ki ben orada yakaladım Dilek Türkan’la, Yaprakla devam etti. Ben böyle sakin okumaları seviyorum.

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s