Uncategorized

1

Emir büyük yerden geldi, taa yukarıdan; hemşiremiz, kardeşimiz, komşumuz macestelerinden… Emir demiri keser. Bir aksilik olmazsa yirmi bir günlük bir yazı dizisi olacak. O halde öncelikle selamımızı verip işe başlayalım, yolumuz uzun.

 

https://www.youtube.com/watch?v=rYuTKAOPc9c

 

İçerik serbest olduğu için işi gevezeliğe dökmeyi düşünüyorum. Motivasyon amaçlı Queen’in bir konserini açtım, words’ün A4 ünün başına çörekledim.

Uzun süredir yapmayı düşündüğüm bir proje vardı: İos için bir app yapmayı düşünüyordum. Daha evvel 4-5 sene evvel bir tane yapmıştım. Fakat yapmayı düşündüğüm şey biraz oyuncaklı bir şeydi. Muhtemelen kod yazmayı öğrenmem gerekecekti. Bu da nereden baksan bir iki sene tutardı. Ara bir çözüm buldum. Yapmayı düşündüğüm şeye yakın appsleri araştırdım. Bunları yapanlardan birine email attım, gidip gidemediğinden emin değildim, mail adresinden emin olamadım.  Ertesi gün mail geldi, bir telefon numarası vardı. Mümkünse bu konu hakkında detaylı konuşmak istiyordu. Vakit geçirmeden aradım. Olumlu bir görüşme oldu, aklımdakileri anlatabildim. Olursa iyi bir şey olacak, nedense şimdiye kadar kimsenin aklına gelmemiş. Bittiğinde içeriğini de paylaşırım.

Yaz Heidegger’le geçti. Bizim kitap kulübü okumak için Varlık ve Zaman’ı seçti. Hazirandan beri etrafında dolaşıyorum. Kadir Çüçen’in Varlık ve Zaman hakkında yazdığı kitap bitti gibi. İki bölüm kaldı, ama önemli bölümler onları da okuycam. Epeyi oyalandığım için esas kitaba geçtim. Kaan H. Ökten hocanın çevirisin okuyorum, Aziz Yardımlı’nın çevirisine cesaret edemedim. Aziz beyin öztürkçe kullanma konusunda bayağı bir ünü var. Ama ilerde illa okuycam. Üç ay okudun anlat bakalım dense anlatacağım çok bir şey yok. Felsefe metinlerinin, büyük filozofların böyle bir etkisi var. Okurken anladım gibi geliyor, sonra bakıyorsun birbiriyle bağları henüz kurulmamış fikirler var elinde. Epeyi seni kumsalda dolaştırıyor. Unuttum diye düşünmeye başlıyorsun o arada bileklerine kadar suya girdiğini fark ediyorsun, belki ilerde dizlerine kadar. Felsefe okumalarının böyle garip bir yanı var. Tohumların yeşermesi, bir bahçeye dönmesi vakit alıyor. Tabii toprağında iyi olması lazım. Henüz benim gibi Hegel’le Kant’la ilgilenmeye vakit bulamamışların debelenmesi uzun sürüyor.

Neyse bugünlük bu kadar. Bütün konuları bir günde bitirmeyelim

 

 

 

 

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s