Hatıralar, Hayal meyal, Şifa niyetine

..

I.

Koridoru niye koşarak salona girmeye çalıştım tam bilemiyorum. Niye koştun diye sorulunca Lourel Hardy başladı onun için demiştim. Kapıya çarpıp düşünce dizim şişti. İlk okul üçe gidiyordum. Niye koştum? , belki gerçekten tv içindi, çocukluk işte. Sonradan onu açıklamaya çalıştığımız, bir sebep yakıştırmaya çalıştığımızda “Lourel Hardy başlamıştı” cevabını kabul etmiştik. İnsanın içini rahatlatan bir açıklama idi; koşmasaydım kapıya çarpıp düşmeyecektim, dizim şişmeyecekti. O halde bundan sonra koşmamalıydım. Daha sonra okul bahçesinde kurtarmaç oynayan çocukların arasına sızıp koştuğumda öğretmenin kalkan kaşlarıyla gene ölçüyü kaçırdığımı hatırlar, suçlu bir şekilde sınıfa dönerdim, öğretmen de tenbihliydi. Son zamanlara kadar duran eski karnelerde yazardı 52 gün okula gitmemişim. Yenimalleye geçtiğimizde alınmış yataklı kanepede uzun süre yatmıştım. İlk koltuk değneği o zaman alınmıştı. Tahtadan, koltuk altına sıkıştılan türden küçük bir koltuk değneği idi. Plastik ve dirsekden kuvvet alanlar sonraları çıktı. Lisede amcam bunlardan bir tane getirmişti. İlk defa Ankara’ya o zaman gitmiştik. Hacettepe’de bu uzun süren diz şişi için bir çare bulunabilir miydi? ona bakacaktık. Gece yapılan Mavi Tren yolculuğu, yataklı trende yatmak hep yeni şeylerdi. Ve her yeni şey gibi neşe vermişti. Galiba taksicinin tavsiyesi ile hesaplı bir otele Cumhuriyet oteline gitmiştik. Otel hakikatken Cumhuriyet döneminden kalma olmalıydı, izbe denmese bile eski ve bakımsızdı. Daha sonraları andıkça güldüğümüz bir oteldi. Hacettepe büyük bir hastane idi gerçekten, Guraba kadar büyük ama ondan yeniydi. Yeniliği tıbbın ulaşabildiği son nokta diye düşündürüp güven veriyordu. Kayıt yapıldı, üzeri dolmakalemle doldurulmuş küçük beyaz bir kartımız oldu. Annemin sakladığı eski evrakların içinde belki hâlâ duruyordur. Plazma şişesinde faktör verildi. O zamanlar plazmadan çok daha kuvvetli bir şey denmişti, henüz faktörün ne olduğunu bilmiyorduk. Dönüşte Ata’nın huzuruna çıktık. Değnekle biraz yürüyebiliyordum, merdivenleri de öyle mi çıktım hatırlamyorum ama Ata’nın kabrinin başına kucakta gittiğimi iyi biliyorum. Bir baba için ağırlık değil muhtemelen, belki elinden geleni yaptığı için huzur vericidir de. Evladı ise tüketen bir şey. Hiç unutmam, ondan epeyi sonra on sekiz yaşımdayken, üniversite sınavından dönerken beni dört kat merdiven yukarı gene kucakta çıkaracaktı.
Devam edecek…

Reklamlar
Standart

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s